Osmanlıca mı Türk Harfleri mi?

Söz konusu adlandırmada “Osmanlıca”, “Türkçe”; “Osmanlı Türkçesi, “Türk Harfleri” ayrımlarının yapıldığı da görülür.

“Osmanlıca” adlandırmasının “Osman Gazi” adındaki beyin ailesinin hükümranlığını sürdürdüğü bir beylik ile ilgili olduğu ve bütün Türkleri kapsayamayacağı hemen anlaşılır.  Osmanlı Beyliğinin, genel kabule göre, kurulduğu mîlâdî 1299 yılı ile saltanatın ilga edildiği 1922 yılları arasında hüküm sürdüğü bilinmektedir. Bu harflerin bilindiği üzere aslen Arapça olması  ve Kur’an’ın inmesiyle beraber kimlik kazanmış olması hasebiyle Osmanlılara has veya onlarca icat edilmediği açıktır. Bundan dolayı “Osmanlıca” diye bir adlandırmanın ilk düşünüşte isabetli olmayacağı görülür. Kaldı ki Osmanlıdan evvel bu harflerin milletimizce Karahanlılar, Selçuklular devrinde de kullanıldığı, mîlâdî on birinci asırda telif edilen Kutatgu Bilig, Dîvân-ı Lügat-it Türk’ün bu harflerle yazıldığı, dilimize mana ve üslupça şekil veren Yunus Emre’nin dahi Osmanlıdan evvel yaşadığı hususları da Osmanlıca adlandırmasını zayıflatır. Bu adlandırma kabul edilecek olursa Osmanlı beyliği ile aynı devirlerde hüküm süren Selçuklu Devletinin ve tebası olup yine Anadoluda yaşayan Türklerin diline Selçukluca; Aydınoğulları beyliğinin diline Aydınlıca gibi isimlendirmelerin de doğru kabul edilmesi yolu açılır ki bu bile isimlendirmenin mantıksızlığını ortaya koyar.

Bunun yanında Osmanlıdan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin dahi 1928 harf inkılabına kadar altı yıl boyunca bu harfleri kullanmağa devam ettiğine dikkat edilmelidir. Bu süre zarfında devletimizin artık olmayan bir devletin veya yabancı bir dili kullanmasının  mantık dışı olduğu kabulüyle “Osmanlıca” adlandırmasının isabetli olmadığı sonucuna kolaylıkla ulaşılır.

En güzel yazının bizim milletimizin elinde şekil bulduğuna telmihte bulunan “Kur’an Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” meşhur sözünü de hatırlamak lazım. İslam aleminde kullanılan yazı şekilleri olan hatların en yaygınının nesih olduğunu biliyoruz. Bu hat Türkiye’de Şeyh Hamdullah, Hafız Osman ve Şevki Efendi gibi hattatlar elinde en güzel halini almıştır. Bu hattın yanında Türkiye’de ihdas yani icad edilen rik’a ve divani hatlarının olduğu da bir gerçektir. Yazı konusunda İslam alemine yeni hatlar hediye edecek kadar ilerlemiş olan Türklerin bu harflerine “Türk harfleri” demek kadar doğal bir isimlendirme de olamaz denebilir.

Neticede Osmanlıca isminden çok Türkçe isminin daha isabetli olduğu anlaşılır. Hakim son devletin Osmanlı olması hasebiyle bir nebze Osmanlı Türkçesi isimlendirmesinin de Osmanlıcaya kıyasla daha makul olduğu kabul edilebilir. Ancak çok rahatlıkla bu dil “Türkçe” ve bu harfler “Türk harfleri”dir diyebiliriz.

Diğer blog yazılarımızı okumaz için linki tıklayabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top